Karbon Yakalama Ve Depolama Teknolojileri

Günümüz enerji kaynaklarının hammaddesini ne yazık ki karbon salınımları yüksek olan fosil yakıtlar oluşturmaktadır.

Her ne kadar yenilenebilir kaynaklar ile ilgili çalışmalar hızla devam etse de fosil yakıtların önüne hala geçebilmiş değiliz ve önümüzde ki yıllarda da geçebilmemiz kolay gibi gözükmüyor.

Karbon salınımlarının en büyük kaynağı konumunda ki kömür kullanımı -yaşam alanlarında ki kullanımları bazında bakıldığında - günümüz itibari ile azaltılsa da hala yine büyük sanayi ya da enerji tesislerinde kullanımı devam etmektedir. Fosil yakıtları oluşturan diğer petrol, doğal gaz gibi enerji kaynakları ise çok yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

Alternatif enerji kaynaklarında yetersiz kalan ülkeler ise salınan karbon miktarını düşürebilmek için yeni teknolojik arayışların içerisine girmiş ve “karbon yakalama ve depolama teknolojilerini (CCS)” geliştirmişler. Birçok teknolojinin bir araya gelerek oluşturduğu bu yeni teknoloji ile fosil yakıt kaynaklı termik santraller kanalıyla yayılan karbondioksitin tutulması hedeflenmektedir.

Küresel ısınma ve iklim değişiklilerinin de bir kaynağını oluşturan karbon salınımlarının önüne geçmek için oluşturulan karbon yakalama ve depolama teknolojileri (carbon capture and storage) yani CCS teknolojileri küresel karbon salınımlarının bertaraf edilmesi adına oluşturulan teknolojiler arasında en yaygın kullanılanıdır. Dünyanın ilk deneme amaçlı kurulan CSS tesisi 2012 yılında Mongstad petrol rafinerisi tarafından kuruldu. Karbondioksit hapsetme tesisi olarak da adlandırılan bu kompleksin yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi karbon kaynaklı kirliliklerin önüne geçmesi umut edilerek başlatıldı. Günümüzde kuranların beklediği etkiyi gösterip göstermediği muallakta ama görünen bir gerçek var ki iklim değişiklikleri ve küresel ısınma hızla devam etmektedir.

Maliyeti yüksek bir teknoloji olan CCS teknolojisi, tek bir teknolojiden oluşmayıp, karbon tutma, sıkıştırma, taşıma ve depolama gibi çeşitli unsurları ve bileşenleri kapsayan bir dizi teknolojinin kombinasyonundan oluşmaktadır. Bu sebepten olsa gerek büyük maliyetler gerektirmektedir. Yapılan güncel çalışmalar ile bu maliyetler aşağı çekilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca birçok teknolojiyi bir arada barındırmasından dolayı yöntemi ve işletilmesi oldukça zor olan bir yapıya da sahiptir. Daha çok fosil yakıt kullanan elektrik üretim tesisleri, rafineriler, hidrojen üretim tesisleri, çimento, demir – çelik, petro – kimya endüstrileri gibi alanlarda uygulanmaktadır.

CSS teknolojisi karbon tutma, baca gazından ayırma, sıkıştırma, kurutma, taşınma ve depolamaya hazır hale getirme işlemlerinden oluşur. Karbon tutma ve depolama, karbon dioksiti enerji üretimi veya diğer sanayi tesisleri baca gazından ayırma, taşıma ve uzun dönemde atmosferden izole etme işlemidir. Petrol ve doğal gaz sahaları, ekonomik olarak çıkarılamayan yeraltı kömür yatakları ve yeraltı tuz sahaları gibi jeolojik depolama alanları ile okyanus dipleri potansiyel teknik depolama tesisleri olarak gösterilebilir.

Enerji kaynaklarına duyulan ihtiyacın giderek artması ve yenilenebilir enerji kaynakları adına uygulanan teknolojilerin yetersiz kalması fosil yakıtların daha uzun yıllar kullanılacağını ve karbon salınımının önüne geçilemeyeceğinin bir göstergesi gibi. Kurtarıcı olarak görülen karbon tutma ve depolama teknolojisi ise uygulanabilirlik adına günümüze kadar beklenen gelişmeyi gösterememiştir. Farklı teknoloji bileşenlerinden oluşması ve karmaşık bir yapıda olması nedeni ile yüksek maliyetlerde olması sebebi ile de gelişmesi daha uzun yıllar alacağa benziyor.