Doğa ve Lüks...

Yeşilin, suyun, sarp ve karlı dağların ve daha birçok güzelliğin ana vatanı. Yeşille bütünleşmiş, yeşile boyanmış göllere düşen karlı dağların yansımasından oluşan kartpostallık görüntüler…

Doğal güzellikler ile birlikte yaşam şartlarının Avrupa ülkelerine göre üst sıralarda olduğu, dünya da eşi benzeri olmayan bir hükümet biçimi olan doğrudan demokrasi ile yönetilen küçük bir ülke…

Çevre kirliliklerinin, felaketlerinin ve doğal kaynakların yok olma endişesinin gündemden düşmediği, enerji kaynakları ile ilgili tartışmaların giderek büyüdüğü günümüz dünyasında Avrupa’nın göbeğinde her şeyden uzak oksijeni bol, geri dönüşüm oranlarının yüzde 90’larda seyrettiği, enerjisinin çoğunu yüksek Apleri ve bol su kaynaklarından olsa hidroelektirik  santrallerinden karşılayan bir ülke…

İsviçre…

Niye mi bu kadar övdük. Övülmeyecek gibi değil ki doğal kaynakları, doğal güzellikleri, bulunduğu konum ve yaşam şartları ve en önemlisi uyguladığı yönetim sistemi adına bizce biraz övülmesi gereken bir ülke.

Barındırdığı yer altı zenginliklerinden dolayı demokrasi adı altında işgal edilen ülkelerden en büyük ve en önemli farkı bizce yer altı kaynaklarından yoksun olması. Belki bu sebeptendir ülke 1815 yılından bugüne hiçbir uluslararası savaşta yer almadı.  Ve uzun yıllarda böyle bir savaşta yer almayacak gibi gözüküyor. Tabi günümüz demokrasicileri doğrudan demokrasi ile yönetilen bu ülkeye doğal kaynakları ve doğal tabiatı için demokrasi götürmeye kalkışmazsa…

Tüm Avrupa ülkeleri ve birçok ülke gibi İsviçre’de de nükleer santraller yer almaktadır. Ve bu santraller uzun zamandır kullanılmaktadır. Son zamanlarda bir halk hareketi ile mecliste gündeme alınan ve halk oylamasına sunulduktan sonra kabul edilen bir kurala göre artık ülkede nükleer santral açılmaması kararı alınmış. Bu olay sonrasında ise alınan bir karar ile ülkede yer alan nükleer santraller tamamen kaldırılması kararı alınmıştır.

Büyük ekonomiler sağlıklı bir çevre ile mümkündür sözünü doğrular nitelikte çevresel sorunların minimum düzeyde olduğu ülke güçlü bir ekonomiye sahip. Kişi başına düşen gelirin yüksek olduğu ülkede işsizlik ise yok denecek derecede az.  Ekonomik refahın yüksek olduğu ülkede oluşan küçük çaplı hava kirliliklerinin önüne geçmek için yeni projeler oluşturarak uygulamaya koyuyor. Bunların en ilginçlerinden biri ise otoyollarda yer alan üst geçitlere koydukları su yosunu çiftlikleri.

Hava Kirliliğine Karşı Su Yosunu Çiftliği

Çevre kirliliklerinin çok düşük düzeylerde seyrettiği ülkede ki en büyük kirlilik otomobillerden kaynaklanan hava kirliliklerinden, asit yağmurlarından ve tarım arazilerinde kullanılan gübrelerden kaynaklanan su kirlilikleri oluşturmaktadır. Ülke bu kirliliklerin önüne geçmek adına da önemli projelere imza atarak uygulamaya koymuştur.  Bu projelerden biri de otomobil egzozlarından kaynaklanan hava kirliliklerinin önüne geçmek için otoyollarda yer alan üst geçitlere kurulan su yosunu çiftlikleri.

Bilimsel olarak yapılan açıklamalara göre su yosunlarının en önemli besin maddesi karbondioksittir. İsviçre’de otoyollara kurduğu su yosunları çiftlikleri ile egzozların çokça oluşturduğu karbondioksitin su yosunlarının tarafından tüketilmesi ve oluşan karbondioksitin hava kirliliği oluşturmadan engellenmesi sağlanmaya çalışılacak. Bu yöntemle hem çevre kirliliğinin önüne geçecek olan ülke hem de birçok sektör için hammadde niteliği taşıyan su yosunu üretmiş olmayı planlıyor.

Su yosunları biyoyakıt üretimi başta olmak üzere ilaç ve kozmetik sanayi gibi alanlarda kullanılmaktadır. Ülkenin uygulamaya koyduğu bu proje ile hem hava kirliliği önleniyor hem de ekonomik alanda hammadde üretilmiş oluyor.

Nükleer Kaynaklı Enerji

Çevre adına dünya ülkeleri ile kıyaslanmayacak kadar ileri diyebileceğimiz İsviçre’de de enerji ihtiyacını karşılamak için kurulmuş nükleer santraller yer almaktadır. Ülke ilk nükleer enerji çalışmalarına 1966 yılında başlamış ve 1979 yılında ilk nükleer santralini faaliyete geçirmiş. Yıllarca enerjisinin bir kısmını nükleer santrallerden karşılayan ülke, 2011 yılında aldığı bir kararla Almanya gibi ülkesinde var olan nükleer santralleri tamamen kaldıracağını açıkladı.

Alınan bu karar ile devlet kaynaklarının yenilenebilir kaynaklara yönlendirmeyi hedefleyen ülke var olan 5 nükleer santralinin 2019 -2034 yılları arasında tamamen kapatılması taahhüdü verdi. 2011 yılında alınan bu karar öncesinde ise ülkede yaşanan halk hareketi sonucunda ülkede var olanlar dışında nükleer santral kurmama kararı çıkmıştı.

Nükleer santrallerden tamamen kurtulmayı hedefleyen İsviçre’de ilginç bir noktaya da değinmeden geçmek olmayacak. Kendi ülkesinin tamamen nükleerden uzak tutmak isteyen ve uzun yıllar herhangi bir uluslararası savaşta yer almayan ülkede nükleer bir savaşa karşı ülkenin tüm nüfusunu barındırabilecek barınaklar mevcuttur.

Geri Dönüşüm

Geri dönüşüm alanında da ileri bir seviyede olan ülke İsviçre Federal Çevre Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre cam, alüminyum ve plastik gibi geri dönüşümü sağlanan malzemelerde ortalama yüzde 90’larda bir geri dönüş sağlıyor.

Dinginlik Adresi

İsviçre katı kurallar ile gürültü kirliliğini de ortadan kaldırmıştır. Ülkede yüksek sesli müzik dinlemek dahil tüm gürültülere yasaklarla kısıtlamalar getirmiş. Dünya Mutluluk Endeksi (World Happiness Report) göre dünyanın en mutlu ülkelerinden biri İsviçre. Heidi’nin de bu ülkede yaşıyor olması bundan olsa gerek.

Temiz Çevre Güçlü Ekonomi

İsviçre 90’lı yıllarda ekonomik anlamda sancılı bir yapısal değişim göstermiş. Küreselleşme ülkede birçok işletmenin yeniden yapılanmasına neden olmuş ve bu süreç ülkede bir durgunluk dönemine neden olmuş. 97’den itibaren bu dönemden kurtulmaya başlayan ülke ekonomisi giderek büyümeye başlamış.

2013 yılında İsviçre ekonomisi devam eden küresel krize Avrupa ülkelerinin karşı karşıya olduğu mali istikrarsızlığa, ekonomik durgunluğa ve kuvvetli Frank etkisine rağmen yükselen ihracat, yüksek seviyede gerçekleşen özel tüketim, düşük işsizlik oranı ve artan yurtiçi yatırımları etkisi ile büyüme göstermiştir.

İsviçre ekonomisinin en önemli kalemleri hizmet, bankacılık, sigortacılık turizmdir. Sanayi sektörü ise ülke ekonomisinin yaklaşık yüzde 20’lerini oluşturmaktadır. Sanayi sektörü en çok kimya endüstrisi, sağlık ve ilaç sektörü, bilimsel ve hassas araçlar ve müzik aletlerinden oluşmaktadır.

CERN

Türkiye’nin de ortak üyesi olduğu ve dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarı unvanına sahip CERN’de Fransa ile İsviçre sınırları içerisinde yer almaktadır.

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi anlamına gelen Fransızca Conseil Europeen pour la Recherche Nucleaire sözcüklerinin kısaltmasıdır. Bu laboratuvar dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarıdır. 1954 yılında 12 ülkenin katılımı ile kurulmuş olan CERN’in günümüzde 21 tam üyesi, 2 tam üyelik adayı ile bir ortak üyesi (Türkiye) vardır.

113 farklı milletten yaklaşık 10 bin kadar bilim adamına ev sahipliği yapan laboratuvar Avrupalı bilim adamlarını bir araya getirmenin yanında nükleer fizik yatırımlarının artan maliyetlerini de paylaşma olanağı sağladı.

Türkiye-İsviçre İlişkileri

İsviçre ile ikili ilişkiler 1899-1900 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nun Brüksel’deki Elçisinin İsviçre nezdinde görevlendirilmesi ile başlamıştır. 1908-1915 yılları arasında İsviçre’ye herhangi bir Osmanlı Elçisi akredite edilmemiştir. 1915 yılından itibaren ise Bern’de mukim bir Osmanlı Elçisi görev yapmaya başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyete geçiş sırasında ilişkiler kopmamış ve 1 Kasım 1922 tarihinden itibaren Bern’deki Elçilik TBMM Hükümetine bağlanmıştır. Elçilik faaliyetleri, Cumhuriyetin ilanından sonra Maslahatgüzar seviyesinde yürütülmüştür. Cumhuriyet dönemindeki ilk Elçi Mehmet Münir Ertegün güven mektubunu 1 Ekim 1925 tarihinde sunmuştur. 1925 yılında “Dostluk Anlaşması” imzalanmıştır. İsviçre ise ülkemizdeki ilk temsilciliğini (Elçilik) 1925 yılında İstanbul’da açmış, ilk diplomatik temsilcisi güven mektubunu Atatürk’e 1928 yılında sunmuş, Elçilik, 1934 yılında İstanbul’dan Ankara’ya taşınmış ve 1957 yılında Büyükelçilik olmuştur. 

İsviçre, ülkemiz ile Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin tesisine ve ikili ilişkilerin geliştirilmesine ilişkin protokollerin 10 Ekim 2009 tarihinde Zürih’te imzalanmasına uzanan süreçte “kolaylaştırıcı rol” üstlenmiştir. İsviçre ile ilişkilerimizin bir diğer önemli boyutunu da bu ülkede yaşayan yaklaşık 120 bin vatandaşımız oluşturmaktadır. 

Türkiye ile İsviçre arasındaki ikili ticaret artış eğilimindedir. İkili ticaret hacmi 2013 yılında 10,6 milyar Dolar’a ulaşmıştır. 2014’ün ilk dokuz ayı itibarıyla ticaret hacmi 6 milyar Dolar seviyesinde bulunmakla birlikte, Türkiye’den bu dönemde İsviçre’ye yapılan ihracat, önceki senenin tamamına göre büyük artış göstererek 3 milyar Dolar seviyesine yaklaşmıştır. 

2002-2013 döneminde ülkemizde yerleşik kişilerce İsviçre’de yapılan doğrudan yatırımların toplamı 631 milyon Dolar’a, aynı dönemde İsviçre’den ülkemize yapılan doğrudan yatırımların toplamı 1,7 milyar Dolar’a ulaşmıştır. 

İsviçre

İsviçre bir devlet olarak 1848 yılındaki İsviçre Federal Anayasası'nın kabulünden bu yana varlığını sürdürür. Bu devletin temelini oluşturan konfederasyonun  kuruluşu ise 13. yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir.

Batı Avrupa’da bulunan ülke Almanya, Fransa, İtalya ve Avusturya ile sınır. Denize kıyısı olmayan, Alpler, İsviçre Platosu ve Jura Dağları arasında bölünen 41.285 km2 yüzölçümüne sahip bir ülkedir.

Alpler ülke topraklarının daha fazla bölümünü işgal ederken, yaklaşık 8 milyondan oluşan İsviçre halkı daha çok büyük şehirlerin bulunduğu platoda yoğunlaşmıştır. Ülke şehirlerinin arasında iki küresel kent ve ekonomik merkez olan Zürih ve Cenevre’de vardır.

İsviçre’nin uzun bir silahlı tarafsızlık tarihi vardır.  1815 yılından bugüne uluslar arası bir savaş durumu olmamıştır. Etkin bir dış politika sürdüren ülke sıklıkla dünya çapında barış kurma girişimlerine katılır. Ülke ikinci büyük BM merkezide dahil olmak üzere çok sayıda uluslararası organizasyonun ev sahibidir. Avrupa seviyesinde, Avrupa Serbest Ticaret Birliği’nin kurucu üyelerindendir.

İsviçre kişi başına düşen net olmayan yerli ürün bakımından dünyadaki en zengin ülkelerden biridir. Ve her bir yetişkin için en yüksek malvarlığına sahiptir.