SUYUN SONU YOLUN SONU !

Su ve Kentleşme

Hızlı nüfus artışı ve artan bu nüfusun kentlerde toplanması tüketim hızına ve bu hıza yetişmek içinde oluşturulan sanayi dallarına sebep oldu. Hem enerji amaçlı hem de kişisel kullanım amaçlı kullanılan doğal kaynaklar ise bu büyümeye yetişememeye ve yok olmaya başladı.

Gelen talepleri karşılamak için büyüyen sanayi dallarının kullandığı kaynakların işlem sonrası atık olarak deşarj edilmesi ve değişen kirleticiler yüzünden katı ve sıvı atıklar çevreye büyük zararlar vermeye başladı. Bu kötü gidişatın önüne geçmek için de tüm atıklarda olduğu gibi atıksularda da geri dönüşüm kavramı gündeme alınarak çalışmalar yapılarak faaliyete geçirilmiştir.

Tarihi çağlara göre değişimler gösteren atıksu kavramı günümüz çağında ileri teknoloji ve yöntemler kullanılarak arıtılmaya ve geri dönüşümünün nasıl sağlanması gerektiği üzerinde çalışmalar yapılmasına başlandı. İnsanlık tarihi ile hemen hemen aynı geçmişe sahip olan atıksular ilk çağlarda çok masum olsalar da yine insanların etkisi ile günümüzde çok ciddi sorunlara neden olmaktadır.

Ekonomik kalkınma projelerinin ana maddesi olan sürdürülebilirlik kavramı içerisinde yer alan su olgusunun de devamlılığı için atıksular bir atık olmaktan çıkıp tekrardan kullanılabilir kaynaklar olarak gündeme geldi. Bu konuda ulusal ve uluslararası bazda geri dönüşümü ve tasarruflu kullanımı alanında çalışmalar yapılarak yasal çerçevelere oturtularak uygulamaya konulmuştur. Ülkemizde sadece atıksu konusunda yaklaşık 14 tane yönetmelik ve tebliğ hazırlanmıştır. Çevre Kanununa dayalı olarak hazırlanan bu yönetmelik ve tebliğlerle atıksu ile çevreye ve ekonomik zararlar en aza indirilirken su kaynaklarının da sürdürülebilirliği garanti altına alınmaya çalışılmıştır.

Kirlilik İçeriklerine Göre Değişen Arıtım Teknolojileri

Kimyasal, biyolojik ve fiziksel yollarla arıtımı gerçekleştirilen atıksular insanlık tarihi ile hemen hemen aynı tarihsel geçmişe sahiptir. İnsanlığın ilk yıllarından itibaren yaşamsal doğasından dolayı insanlar oluşturdukları atıkları yaşam alanlarından uzaklaştırma yoluna gitmişlerdir. İlk yıllarda oluşan atıksular sadece yaşam alanı dışına çıkarılınca yetiyordu.  Fakat kirlilik boyutu ve içeriği değişmeye başlayınca atıksuları yaşam alanlarından uzaklaştırma gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çünkü oluşan atıklar faydanılan kaynakları kirletmeye başladı.

Böylece atıksuların alıcı ortamı kirletmeden verilmesi gerekliliği farkındalığı oluştu ve arıtma kavramının temelleri de yavaş yavaş atılmaya başlandı. Doğal arıtma ile başlayan süreç fiziksel arıtma, aktif çamur sistemleri, anaerobik arıtma, ileri arıtma, membran sistemler ve ileri oksidasyon sistemleri ile devam etti. Günümüzde atık suyun özelliklerine ve mevcut yerin özelliklerine göre en uygun arıtma teknolojisi seçilerek atık suların arıtılarak alıcı ortama verilmesi sağlanmaktadır. Bir yandan çevreye zarar vermeden atık suların uzaklaştırılması sağlanırken diğer taraftan daha verimli ve daha ekonomik sistemlerin arayışına devam edilmektedir.

Atıksuların arıtılması gerekliliğinin ortaya çıkması ile birlikte ilk arıtım yöntemi olarak doğal ortamda arıtım kullanılmıştır. Bu yöntemle sular tarım arazilerine taşınmaktaydı ve gübre, sulama olarak değerlendirilmekteydi. Fakat hem kentlerin hızla büyümesi sonucu tarım arazilerinin yok olması hem de kirlilik kaynaklarının içeriğinin değişmesi atıksuların daha deşarjı yapılmadan ayrıştırılması ve sonrasında arıtılması gerekliliğini ortaya çıkardı. Tarım arazilerine bırakılan atıksuların kirlilik boyutları o kadar yüksek boyutlara ulaştı ki daha işlem çıkışında artma teknolojilerini kullanma zorunluluğu gerektirdi. Yaşanan tüm bu gelişmelerle birlikte günümüz ileri arıtım teknolojileri ve yöntemleri kullanılmaya başlandı.

Kirliliklerin içeriklerinin değişmesi ile ikincil arıtma ve karbonlu kirleticilerin azaltılması arıtma tesislerinde daha yaygın hale geldi. Alıcı sulara bağlı olarak birçok arıtma tesisinde azot, fosfor ya da her ikisini birden giderme ihtiyacı doğdu. 

Arıtma Tesisleri Ekolojik Mi ?

Atıksu arıtım teknolojilerin değişimi atıksu tesislerinin kurulmasına ve bu tesislerden arıtım sonrası ortaya çıkan kalıntılarında sorunlara sebep olduğunu ortaya çıkardı. Evet arıtılan atıksular hem çevre, ekonomi hem de sürdürülebilirlik açısından yararlar sağlamaktaydı. Ama arıtımlar için kurulan dev tesislerin kurulumu ve işletimleri sonrasında ortaya çıkan atıklar ayrı sorunları gündeme getirdi. Bu sebeplerden dolayıdır ki atıksu arıtma sistemlerinin planlama, tasarım ve işletim sistemleri karmaşık ve kapsamlı bir konudur.

Arıtma tesisleri politik, sosyal ve teknik hususların birlikte dikkate alınmasını gerektirir. Bu yüzden deşarj standartlarının sağlanması yanında, iyi bir atıksu arıtma ve uzaklaştırma sistemi ile birçok olumsuz çevresel şartların ortaya çıkması da önlenmiş olacaktır. Atıksu tesislerinin belirlenen şarlar yerine getirilmeden inşa edilmesi, inşa alanının belirlenmesi ve takibinin yapılmaması birçok çevresel felakete yol açabilir. Ki bu olumsuzluklar koku ve gürültü kirliliği, su kaynaklarının fiziksel, kimyasal ve biyolojik atıklarla kirlenmesi, sucul ekosistemin zarar görmesi, alıcı su ortamının kalitesinin bozulması, doğal suların çeşitli maksatlarla yararlı kullanımının ortadan kalkması, arıtılmamış atıksu ve biyokatıların zirai kullanımı dolayısı ile hastalıkların yayılması, arazi değerinin düşmesi şeklinde sıralanmaktadır.

Atıksu arıtma tesislerinin çevreye zararlarının en aza indirilmesi için deşarj suyu ve arıtma çamurlarının faydalı kullanımının gerçekleştirmesi gerekmektedir. Atıksu arıtma çamuru günümüzün önemli konuları arasında yer almakta olup bertarafının nasıl yapılması gerektiği üzerinde birçok çalışma yapılmaktadır.

Çevreye verilen zararları en aza indirmek için atıksu tesislerinin planlama süreci başlangıcında mutlaka göz önünde bulundurulması gereken temel esaslar yasa ve yönetmeliklerle belirlenmiştir.  Arıtılan atıksuların ve atıksu tesislerinin ilgili yasal gerekliliklere uyması için tesis işletmecileri arıtma prosesini dikkatli bir şekilde kontrol etmeli ve belirlenen limitlerin üzerine çıkılması durumunda müdahale etme şansına sahip olmalıdır.

Türkiye Arıtma Çamuru Sorunu

“ Dünyada ki birçok ülkenin başlıca sorunu olan evsel ve endüstriyel atıklar, Türkiye’nin de en önemli çevre problemlerinden biridir. Özellikle nüfusun büyümesiyle artışa geçen bireysel su tüketimi sonucu oluşan atıksuların arıtılmasıyla meydana gelen evsel nitelikli atıksu arıtma çamuru ve ayrıca sanayi faaliyetleri sonucunda oluşan atıksuların arıtılmasından kaynaklanan endüstriyel nitelikli atıksu arıtma çamurlarının bertarafı önem teşkil etmektedir.

Ülkemizde atıksu arıtma tesisleri sayısının her geçen gün artması, arıtma çamurlarının nasıl değerlendirileceği konusunu yoğun olarak gündeme getirmektedir. Ancak arıtma çamurlarının kullanımı konusunda yeterli bilgi birikiminin ve araştırma bulgularının olduğu söylenemez. Mevcut uygulama, arıtma çamurlarının ya arıtma tesisi işletmecileri tarafından çöp depolama alanlarına atık olarak dökülmesi ya da tesis yakınında ki çiftçiler tarafından gübre olarak bilinçsiz bir şekilde tarımsal üretimde kullanılması şeklindedir. (Kurtoğlu, Sudan)

Kentsel atıksu arıtma tesislerinde büyük miktarlarda arıtma çamuru üretimi söz konusudur. Bu artıma çamurlarının en uygun proseslerle işlenerek, bertaraf edilmesi tüm dünyada önem verilen çevresel bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Bunda da en önemli etken arıtma çamurlarının işleme bertaraf etme maliyetlerinin tüm atıksu arıtım tesisi işletim maliyetinin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Ekonomik olarak karşılanabilir sosyal açıdan kabul edilebilir ve çevresel açıdan etkin şekilde uygulanabilir arıtma çamuru yönetimi, kritik çevre sorunlarından biriyken giderek artan yasal mevzuat gereklilikleri ve uygun bertaraf etme alternatifleriyle birlikte bu kritik problemin önemi daha da katlanmıştır.

Bir yakıt olarak biyokütle kullanımından kaynaklanan karbondioksit emisyonları daha sonra fotosentez yoluyla giderildiği için biyokütle yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir. Kyoto Protokolünde’de belirtildiği gibi biyokütle kullanımı ile ilgili küresel teşvikler söz konusudur. Biyokütle özelliğine sahip olan arıtma çamurları bir atık olarak sınıflandırılmasına rağmen farklı yararlı kullanım alternatiflerinden biri olarak yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak değerlendirilmektedir.  (Ayol, Azize, Tezer, Özgün, Gürgen, Alim)

Suda Geri Kazanım Gri Su 

Atıksuların geri kazanımı konusunda yapılan çalışmaların büyük bir bölümü evsel kaynaklı atıksular üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun en büyük sebepleri arasında yer alır sanayi kaynaklı atıksulara oranla çok daha az oranlarda kimyasallar ve zararlı maddeler içermesidir.

İnsanoğlunun su kaynaklarından sürekli yararlanabilmeleri için son yıllarda evsel atıksu yönetimi çerçevesinde yapılan çalışmalara göre atıksular ile ilgili gündemde akım ayrımı yaklaşımı yer almaktadır. Akım ayrımı bir yandan su kütleleri başta olmak üzere alıcı ortam kirliliği konusunda bir çözüm alternatifi sunarken, diğer yandan evsel atıksuların bir kaynak olarak değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır.

Akım ayrımına göre evsel atıklar günümüze kadar uygulandığı gibi tek borudan değil farklı akımlarla ayrılarak toplanmaktadır. Ayrı ayrı depolanmakta olan atıksular özelliklerine göre değerlendirilmektedir. Bu çerçevede evsel atıksular tuvalet sularından oluşan siyah su ile tuvalet suyu dışında kalan diğer atıksuların akımının tümünü içeren gri su şeklinde ayrılabildi.

2000 ‘li yıllarda gündeme gelen akım ayrımı yaklaşımı evsel atıksuların konvensiyonel karışık toplanmasının alternatifi olarak ortaya çıkmıştır. Bu konsepte göre evsel atıksular uzaklaştırılması gereken bir atık değil, değerlendirilmesi gereken bir kaynak olarak görülmektedir. Bu kaynağın en etkin şekilde değerlendirilmesi için, içerik olarak birbirinden farklı özellikler gösteren evsel atıksu fonksiyonlarının kaynaklarında farklı akımlara ayrılarak toplanması, takibende her akımın özelliklerine uygun işlemlerden geçirilerek değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede siyah ve gri su olarak iki ayrım yapılabildiği gibi evsel atıksular kahverengi, sarı ve geri su olarak da toplamak mümkündür. ( Giresunlu, Esra)

Türkiye Ve Dünyada Gri Su

Avustralya gri su politikaları ve çalışmaları alanında dünyada ilk sıra da yer alırken Almanya Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Avustralya arıtılmış gri su kaynaklarını genellikle sulama, sifonlama ve temzilik amaçlarıyla kullanmaktadır. Japonya’nın başkenti Tokyo’da bazı standarların üzerinde olan binalarda gri su kazanımı zorunlu tutulmuştur. İngiltere de ise gri su ile ilgili birçok çalışma yapılırken Birleşik Devletler’de gri su kullanımı ve geri kazanımı teşvik edilmektedir.

Ülkemizde ise gri su çalışmaları çok yeni yapılarda görülmektedir. Özellikle yeni yapılan oteller ve yapılarda görülmektedir. Gri su yeşil bina sertifikasyonlarında puan kazandırdığı için de çok rağbet görmektedir.

Kaynağından ayrılarak biriktirilen ve geri dönüşümü sağlanan gri su hem diğer evsel kaynaklı atıksulara göre hem de sanayi kaynaklı oluşan atıksulara göre daha sağlıklı ve temiz olmasından dolayı kullanımı konusunda da sorunlar olmadığı bilim adamları tarafından söylenmektedir.

İlk Atıksu Tesisi 

Hamburg’da 1842 yılında inşa edilen atıksu tesisi modern manada inşa edilen ilk atıksu tesisidir. 1855’de Chicago’da ilk kanalizasyon çalışmaları yapılmaya başlanırken 1870 yılında da tasfiye tesislerinin inşasına başlandı.

1900’lü yılların ortalarına doğru yeni düzenlemeler devlet teşvikleri şeklini aldı. 1948 yılında Amerika’da Federal Su Kirliliği ve Kontrol Yasası çıkarılmıştır. Yasada öncelik su kalitesi araştırmaları

ve biriktirme ve arıtma tesislerinin inşaatı için federal fonların sağlanmasıdır. 1960 yılı sonrası eğilimler alınan su kalitesinin artırılmasında arıtma proseslerinin ilerletilmesi yönündedir.

Ekonomik kalkınma modelleri arasında kendine ilk sıralarda yer ayıran sürdürülebilirlik kavramı konusu içerisine de yıllar içinde giren atıksu günümüz çağında ileri arıtım teknoloji ve yöntemleri ile arıtılır duruma geldi.

Türkiye’deki Durum

Türkiye’de 1994-2010 yılları arasında biyolojik arıtma sistemiyle çalışan arıtma tesislerinin sayısında hızlı bir artış görülmektedir. Ülkemizde ileri arıtma teknolojileri 2001 yılından itibaren uygulanmaya başlamıştır. Doğal arıtma sistemleri ise 2008 yılından itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

Türkiye’de uygulanan atık su arıtma yöntemleri; ön, mekanik (birincil), biyolojik (ikincil) ve ileri arıtma yöntemleridir. Türkiye’de; atık sulara ön arıtma daha çok, derin deniz deşarjı uygulaması ile bağlantılı olarak kullanılmaktadır. Kıyı şeridinde bulunan atık su arıtma tesislerinin çoğunda bu yapı kullanılmakta olup, yönetmelik; atık suyun derin denize deşarjına tabi tutulduğu yerlerde kirleticilerin değişimlerinin azaltılması koşulunu tam anlamıyla karşılamaktadır. Türkiye’de en yaygın atık su arıtma tesisi tipi ise biyolojik arıtmadır. Ön arıtma; ızgara, çakıl ve kum gideriminden oluşmaktadır, mekanik arıtma ise ek ön çökeltme ünitesi içermektedir. Biyolojik arıtma ise, mekanik arıtma ve organik maddelerin biyolojik veya kimyasal giderimi sonrasında devreye giren son çökeltme ünitesinden oluşmaktadır.

Gelecek açısından bakıldığında Havza Koruma Eylem Planı’na göre 2017 yılına kadar 591 adet ikincil ve ileri arıtma tesisi, 591 adet paket arıtma tesisi ve 371 adet doğal arıtma tesisi yapılması planlanmaktadır.

TUBİTAK Ulusal bilim ve Teknoloji Politikaları 2003-2023 Strateji Belgesi’ne göre 2023 yılına kadar alıcı ortamlara yapılacak noktasal kaynaklı deşarjlar için suyun geri kazanımı ve yeniden kullanılmasını sağlayacak biyolojik yöntemlerin ve ileri arıtma teknolojilerinin kullanılması, mevcut kirlenmenin giderilebilmesine yönelik olarak da kimyasal ve/veya biyokimyasal süreçlere dayalı teknolojilerin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Suyun geri kazanımının ve yeniden kullanımın gerçekleştirilebilmesine yönelik olarak da biyolojik yöntemlerin ve ileri arıtma teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması ve bu yaklaşımın mümkün olduğu kadar tekstil, kimya gibi çeşitli sektörlerde uygulanması hedeflenmektedir .

 

KAYNAK:  file:///C:/Users/KAPLANNET/Desktop/14785909_DOC040.94.10005.Oct12_Nutrients.web.pdf

http://itudergi.itu.edu.tr/index.php/itudergisi_e/article/viewFile/593/533

https://tr.wikipedia.org/wiki/At%C4%B1k_su_ar%C4%B1t%C4%B1m%C4%B1

*Giresunlu, Esra, Baykal Beler, Bilsen İstanbul Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Ana Bilim Dalı, İstanbul, Gri Suyun Alternatif Bir Su Kaynağı Olarak Kullanımına Genel Bakış

* Kurtoğlu, Sudan Türkiye’de Arıtma Çamuru Sorunu ve Çözüm Önerileri

*Ayol, Azize, Tezer, Özgün, Gürgen, Ali, Dokuz Eylül Üniversitesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, Buca, İzmir , Kentsel Arıtma Çamurlarının Termal Özelliklerinin Araştırılması