Soruları, Sorunları ve Sorumluları İle Çevre Laboratuvarları

Ve artık çevre sektörünün de doğru ve kaliteli ilerleyebilmesi için tek şart neyle baş başa olduğumuzu bilmemizden geçmektedir.

Sorunlarla başa çıkabilmemiz için en önemli madde neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmemizdir. Bilmeden nasıl adım atabiliriz ki. Çevre konusunda da kirlilik boyutlarını, çeşitlerini bilerek adım atmalı ve geleceğimiz için doğru yöntemler belirlemeliyiz.

Kirlilik boyutlarını ve çeşitlerini belirlemek, önlem seçeneklerini ortaya koymak için de kısa bir süre önce diyebileceğimiz bir zamanda ortaya çevre laboratuvarları sektörü çıkmaya başladı.

Çevresel kirleticilerin artması ile birlikte doğal kaynaklarda meydana gelen kirlenmeler bizleri önlem alma seviyesine getirmiştir. Kaynakların etkin ve tasarruflu kullanılması, kullanılan kaynakların geri dönüşümlerinin gerçekleştirilmesi bu önlemler arasında yer aldı. Geri dönüşüm ve etkin kullanım aşamasında ise kaynaklar belirli bir kalitede olmalıydı ve bu kalite sürekli izlenebilmeliydi. Bu kaliteyi ve izlenebilirliği sağlayabilmek içinde çevre ölçüm ve analiz laboratuvarları sektörü piyasalar içinde kendine yer açmaya başladı.

Sürdürülebilir kalkınma projelerinin ilk ve en önemli maddesi çevre sektörünü doğru yönetebilmemiz, kirlilik faktörlerini belirleyebilmek, kirlilik boyutlarını kestirebilmek ve önlemler alabilmek için doğan Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarlarının doğuşu devlet eli ile 1998 yılında gerçekleşti. İlk kurulan çevre ölçüm ve analiz laboratuvarı olma özelliğini gösteren Çevre Referans Laboratuvarları’ndan sonra özel firmalar kurulmaya sektör yavaş yavaş oluşmaya başladı.

Devletlerin çevre politikalarını belirlemede büyük öneme sahip olan sektör özel firmaların kurulmaya başlaması ile hızlı bir ilerleme sağlamış ve yaklaşık 20 senelik bir geçmişe göre büyük gelişmelere imza atmıştır.

Sektörü Hakkında

Değişen çevresel koşullar, mevcut bilimsel veriler, teknolojik gelişmeler ve sosyo-ekonomik sorunlar çevre politikalarının kapsamını, çevre koruma ile ilgili yasal düzenlemeleri yeniden şekillendirdi. Bu değişimler yeni bir sektörün doğuşuna ve hızla ilerlemesine de yol açtı.

1998 yılında devlet eli ile başlatılan sektör ile birlikte çevre kirliliğinin ve kirliliğe yol açan her şey ölçülmeye, izlenmeye ve analiz edilmeye başlandı. Böylece kirlilikler ile ilgili daha doğru ve kaliteli bir yol izlenmeye, çevresel politikalar bu doğrultuda belirlenmeye başlandı.

Çevre ölçüm ve analiz laboratuvarlarının başlangıcı olan Çevre Referans Laboratuvarı, ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında imzalanan finansman anlaşması kapsamında kuruldu. Özel sektörün oluşmaya başlaması ile birlikte de özel ve kamuya ait kurum ve kuruluş laboratuvarlarını yetkilendirmeye başladı. Sektör içerisinde yer alınabilmesi için hem yetkilendirme almak hem de yeterlilik almak gerekmektedir.

Sektörün doğduğu yıllarda sonuçlar için yurtdışına bir bağlılık olmasına rağmen günümüzde hemen hemen tüm ölçüm ve analizler ülkemizde yapılırken elde edilen sonuçlar ise Avrupa Birliği düzeyine gelmiştir. Her sektörde olduğu gibi merdiven altı çalışan firmalar dışında sektör içerisinde yer alan diğer firmalar son teknoloji ürünler ile çalışmalarını sürdürmektedirler. Ve elde edilen sonuçlar ise olası durumlarda hukuki delil niteliği taşımaktadır.

Çevre mevzuatı kapsamında yer alan ölçüm ve analizleri yapmakla yükümlü olan sektör denetimi ise Çevre Bakanlığı’na bağlı Çevre Referans Laboratuvarları tarafından, yayınlanan yasa ve yönetmelikler çerçevesinde yapılmaktadır. Çevre mevzuatı kapsamında her türlü izin izleme ve denetimlere esas teşkil eden ölçüm ve analizleri yapacak, özel ve kamuya ait kurum ve kuruluş laboratuvarının yetkilendirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek için de Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Yeterlilik Yönetmeliği yürürlüğe konulmuştur. 2013 yılı itibari ile Türkiye geneli 160 tane yetkilendirilmiş laboratuvar bulunmakla birlikte her geçen yıl bunların sayısı artacak gibi gözüküyor.

Emisyon, hava kalitesi, gürültü – titreşim, su, atıksu ölçümleri gibi alanlarda hizmet veren sektör çevre kirliliğine yönelik her türlü izin, izleme ve denetimlere esas teşkil eden ölçüm ve analizlerin yapılması görevini üstlenmektedir.

Teknolojik ve bilimsel gelişmeler ile birlikte yapılan değerlendirmelerde çevre sorunlarının temelini kurum ve kuruluşların faaliyetlerinin oluşturduğu görülmektedir. Bu somut gerekçe nedeniyle ulusal ve uluslararası alanda ülkeler çözümler üretmeye çalışmakta, hukuksal düzenlemeler ile çevresel etkileri azaltmayı hedeflemektedirler. Kimi zaman hukuki yaptırımlar ile sağlamaya çalışılan çevresel hedeflere kimi zamanda piyasa ekonomisi içerisinde dolaylı zorlayıcı koşullar oluşturarak ulaşılmaya çalışılmaktadır.

Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarlarının Karşılaştıkları Zorluklar

Çevre mevzuatı kapsamında sonuçları Bakanlığa ve Bakanlık tarafından denetim yetkisi devri yapılmış kurum ve kuruluşlara ibraz edilecek her türlü izin, iç izleme ve denetimlere esas teşkil edecek ölçüm analiz ve örneklemeleri yapmak ve numune almak üzere yönetmelik hükümlerine göre yetkilendirilen laboratuvarların karşılaştıkları zorluklar ve sıkıntılar da bulunmaktadır.

Çevre ölçüm analiz laboratuvarları sektöründe hizmet veren bir firma olan Elinsan Çevre’nin hazırladığı bir rapora göre de sektörün karşılaştığı zorluklar aşağıdaki gibidir.

  • Denetleme sürecinin uzun ve ağır olması: Laboratuvar denetim süreçleri oldukça ağırdır. Yetki almalarından sonraki süreçlerde hem TÜRAK hem de Bakanlık tarafından her yıl gözetim ve denetimden geçerler. Denetim öncesi ve sonrası süreci her birini 3 ay olarak düşünürsek, yılın 6 ayı denetleme süreci içerisinde geçirdiğini ve bu durumun da laboratuvarların iş yükünü arttırdığını söyleyebiliriz.
  • Akreditasyon Kurumu ve Bakanlıkların aynı konuda farklı taleplerde bulunması: Aynı konuda farklı kararlar verilmesi laboratuvarların hangi kuralı uygulayacağı konusunda belirsizliğe yol açmaktadır.
  • Tecrübeli ve kalifiye elemanın bulunmaması: ölçüm yapacak personelde aranılan özelliklerin yüksek olması sebebiyle ölçümde çalışacak personelin bulunamaması. Özellikle kapsamında emisyon ölçüm ve sürekli emisyon ölçüm sistemleri olan laboratuvarlarda bu sıkıntı yaşanmaktadır. Yüksekte çalışma sebebi ile iş kazası riskinin yüksek olması da bu durumun dezavantajlarından birisi olmuştur.
  • Firmaların ölçümlerini kirlilik yükünün minimum olduğu zamanda yaptırma talebinde bulunması: Firmalar ölçüm sonuçlarının düşük çıkmasını istedikleri için tesisin minimum çalıştığı zamanlarda veya atığın kirlilik seviyesinin en düşük olduğu zamanlarda ölçüm yapılmasını istemektedirler.
  • Ölçüm sonuçlarının yüksek çıkması: Firmalar ölçüm sonuçlarının yüksek çıkması halinde yapılması gereken diğer ölçümlerini, ölçümü yapan aynı laboratuvara yaptırmak istememektedirler.
  • Bazı laboratuvarların bakanlık tarafından asgari fiyat tarifesine uymaması: Bazı laboratuvarlar ölçüm ve analiz ücretlerinde asgari fiyat tarifesinin altında fiyat vermesi laboratuvarlar için başlı başına bir sorun teşkil etmektedir. Çünkü işletmelerin çoğu en düşük fiyat veren işletmeyi seçer. Bu durum işteki kaliteyi düşürmekle beraber haksız rekabetinde kapılarını açmaktadır.

Karşılaştırma/Yeterlilik Testleri

Çevre ölçüm ve analiz laboratuvarlarının denetlenmesinin bir dalı olan karşılaştırma testleri ve yeterlilik testleri ile özel kuruluşlar kendi aralarında yaptıkları ölçüm ve analiz sonuçlarını karşılaştırarak daha net ve doğru sonuçlar elde edebilmek için çalışırlar.

Laboratuvar Yeterlilik Testleri ve Laboratuvarlararası Karşılaştırma Testleri laboratuvarların test sonuçlarının doğruluğunun ve kalitesinin sağlanmasında büyük önem arz ederler. Çevre politikaları için önemi büyük bir alanda hizmet veren sektörün denetlenmesinde de kullanılan bu testler uygun bir şekilde uygulandığında ve kullanıldığında laboratuvarlar açısından da büyük kazançların kapısını aralayabilir.

Yeterlilik Testleri 'nin öncelikli amacı, bir laboratuvara rutin test ölçümlerinin izlemesi ve geliştirilmesi için bir altyapı sağlamaktır. Yeterlilik Testleri özellikle laboratuvarların çıktıları ile ilgilenen bir kalite ölçüsüdür. Bu nedenle, Yeterlilik Testlerinin sonuçlarını kullanmak, laboratuvarların diğer kalite sistem yönleri ile ilgili sorunlarını belirlemekte belirli bir değer taşır.

 

Yeterlilik Testleri, laboratuvarların teknik yeterliliklerini değerlendirmekte önemli bir performans kriteri olarak görülür. Akreditasyon için başvuran laboratuvarların, akreditasyon başvurusunda bulundukları ana ve alt disiplinlerle ilgili olarak TÜRKAK P704 - Yeterlilik Deneyleri ve Laboratuvarlararası Karşılaştırma Programları Prosedüründe belirtilen kriterlere göre Yeterlilik Testleri programına ve/veya Karşılaştırma Testleri’ne katılmış olmaları ve bu programlardan başarılı sonuçlar elde etmiş olmaları gerekmektedir.

Türkiye Çevre Politikaları ve Çevre Laboratuvarları

Türkiye çevre kirliliği kavramı ile 1970’li yıllarda karşılaşmasına rağmen kalkınma planlarına önem arz etmiş şekilde 2000’li yıllarda girdi. Daha önce yapılan kalkınma planlarında ise sürekli geri plana itildi. Planlar hep ulusal kalkınma çabalarının çevresel politikalarla zedelenebileceği ihtimaline dayalı olarak oluşturulmuş, ancak sekizinci beş yıllık kalkınma planı ile çevre sorunlarının çözümü için uygulanan politikalar ve alınan kararların AB normları ve uluslar arası standartlara uyumlu hale getirilmesi çalışmalarına yer verilmiştir.

Türkiye çevre politikalarının şekillenmesinde hazırlanan Ulusal Çevre Stratejisi ve Eylem Programının önemli yeri vardır. Bu programın hedefleri arasında kirliliğin önlenmesi, çevre altyapı ve hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması, yenilenebilir kaynakların kullanımının teşvik edilmesi ve çevre ile ekonomiyi birlikte sürdürülebilir kılacak politikaların oluşturulması yer almaktadır.

Değişen çevresel koşullar, mevcut bilimsel veriler, teknolojik gelişmeler ve sosyo-ekonomik sorunlar çevre politikalarının kapsamını, çevre koruma ile ilgili yasal düzenlemeleri yeniden şekillendirmiştir. Çevre sorunları sadece oluştukları alanı etkilemekte kalmayıp, bölgesel ve küresel değişimlere yol açabilmektedir. Bölgesel ve küresel çevre rejimleri mevcut çevre sorunlarının nedenlerini ortadan kaldırmak ve etkileri ile baş edebilmek için uluslararası işbirliğini tesis etmeyi amaçlamaktadır.

Kirliliklerin daha kaynağından yok edilmesi gerekliliği ve atıkların geri dönüşümü üzerine izlenen çevre politikaları içerisinde çevre ölçüm analiz laboratuvarları sektörünün yeri de giderek önem kazandı ve kazanmaya da devam edecek. Hızla büyüyen sektöre yapılan yatırımlar hız kesmemekle birlikte daha donanımlı ve kaliteli yürüyecek gibi gözüküyor.